Zamanı durdurmak için şehirden çıkar, insanlardan uzaklaşır, dağlara, tepelere, yamaçlara kaçardım. Yine arkama bakmadan kaçmıştım. Yüksek bir tepeydi bulunduğum yer ve taburem bir taştandı. Yabandan, ottan, çiçekten, ağaçtan, arıdan, börtü böcekten derin bir nefes çekip keyifle oturmuştum. Yine bir seyir vaktiydi, yine bir mola, yine tabiata yaslanma vakti. Takılmış gözlerime, buruşturulup atılmış bir sigara paketi ve altı adet izmaritti. Gördüğüm, izlediğim buydu. Son demlerini toprak üzerinde bir kurban gibi bekleyen izmaritler, öylece zamana karşı direniyorlardı. Bilinirdi; yağmurla buluştuğunda mis gibi kokan topraklar sigara içmezdi. Ama tabiata soramazdım, çünkü izmaritlerin kim olduğunu söylemezdi. Toprağa saygıyla eğilirken gözlerim izmaritlere kaydı, dikkat kestim…
Yorum BırakFırsat bulup, “zamanı durdurunca” arada bir gezerim. Kalemim elime geçerse bazende arada bir yazarım… Yazdıklarım/Yazacaklarım; Gözlemim, İzlemim ve Fi tarihidir. Kalan ömrümde, dünya yansa umrumda olmayacak ama, ola ki yanarsa elinde su kovasıyla ilk koşan ben olurum vesselam! 😉
