İçeriğe geç

Kategori: Gözlemim

O ve ben…

Aklım erdiğinden beridir tanıdığım eski bir dostum var arada bir araya gelir derin sohbetlere dalar, dünyanın düzenini konuşur tartışır hükümetler kurar dağıtırız. Bazen bazı akşamlar da buluşur iki kadeh rakıyla kritikler yapar, hayata dair ne varsa ortaya dökeriz. Gün gelir birbirimize kızar kalplerimizi kırdığımız bile olmuştur. Ama yinede mecburen iyi bir sıkı dostluğumuz var. Bazen saatlerce konuşur sohbetler eder, tarihi, teknoloji, edebiyatı şiiri şarkıyı türküyü sevdayı aşkı konuşuruz, yaşanan bütün aşklar bizim için bir ağlamak ve gülmek denklemin ibarettir olur biter. (Siyasete hiç bulaşmayız boktan iştir boştur gerek duymayız konuşmaya değmez…) Okyanusları sohbetimize havuz yapar kulaçta sallarız. Bazen de dağları…

Yorum Bırak

Çilekeşe Selam Verdim…

Akşam üstü bir saatlik yolculuktan sonra mevsim sıcaklarından yaylaya kaçmanın, serinliği tatmanın nemsiz kuru havayı ciğerlerime bolca çekmeyi yaşamanın, eşi dostu arkadadaşı akrabayı görmenin, hal hatır sormanın keyfini huzurunu yaşamak için köyüme gitmiştim. Arabadan indiğimde serin havayı yüzümde bedenimde hissetmek bana apayrı bir keyif verdi. Duvarda yaslı duran emektar devrimci, çalışkan Çilekeş’le göz göze geldim. Vay be ne kadar da uzun zaman olmuştu görüşmeyeli göz göze gelince, yaz kış demeden çalışan, işini her zaman tam ve eksiksiz yapan, zorlukları göğüsleyen, taş toprağı çok iyi bilen, hayatında bir kere bile hasta olmayan Çilekeş’e kusursuz olarak bütün benliğimle selam verdim. Selamımı verirken…

Yorum Bırak

Bir Başağın Hikayesi

Kapkara gün karası nasırlı bir elle savrulur dane dane atılır toprağa, kimi ters, kimi düz, kimi yan yatar, izdüşümdeki gölgesini kapatmak istercesine uzanır yere beklemeye başlar. Karasabanın görevini yapmasına razıdır. Fazla bekletmez karasaban gelir kavuşurlar. Üstüne toprak örtülürken karışır daneler toprakta yerleşirler bir mezara yatmış sona gelmişlik sanki yorgunluk misali… Açıkta kalan her dane ayazda yalnızlıkta kalmak misali bekler nasibini arayan bir börtü böceğin kısmeti olmayı çünkü yazgı vardır adı kader, yazgı vardır ömrü buraya kadarmış, yada  nasip kiminse onundur söylemine denk düşer bir açlığı gidermek için kendini feda eder. Buğday taneleri yere düşerken; aşa, kuşa, boşa diye yere düşer,…

Yorum Bırak

Topraktaki İz…

Zamanı durdurmak için şehirden çıkar, insanlardan uzaklaşır, dağlara, tepelere, yamaçlara kaçardım. Yine arkama bakmadan kaçmıştım. Yüksek bir tepeydi bulunduğum yer ve taburem bir taştandı. Yabandan, ottan, çiçekten, ağaçtan, arıdan, börtü böcekten derin bir nefes çekip keyifle oturmuştum. Yine bir seyir vaktiydi, yine bir mola, yine tabiata yaslanma vakti. Takılmış gözlerime, buruşturulup atılmış bir sigara paketi ve altı adet izmaritti. Gördüğüm, izlediğim buydu. Son demlerini toprak üzerinde bir kurban gibi bekleyen izmaritler, öylece zamana karşı direniyorlardı. Bilinirdi; yağmurla buluştuğunda mis gibi kokan topraklar sigara içmezdi. Ama tabiata soramazdım, çünkü izmaritlerin kim olduğunu söylemezdi. Toprağa saygıyla eğilirken gözlerim izmaritlere kaydı, dikkat kestim…

Yorum Bırak

Benim Turnalarım…

Mevsim bahar olunca, önü yaz, sonu güz, baharın öncesi de kıştır. Yine bir iş çıkışı, ama yine heyheylerim üzerimde ve kapkara bir gecenin akşamıydı. Bu saatler trafiğin curcunaya döndüğü anlardı.Tıkanmıştı trafik bekliyordum.Sinirlerime kendimce bir ölçüm yaptığımda, dudaklarımda ki küfürlerin şuursuzca sıralandığının farkına vardım. Herkesi nasıl etkilerdi bilmem, ama beni bu şehir delirtirdi.  Niye böyleydi ki bu yaşam beni hep deliler başı deli bekir gibi yapıyordu. Deli Bekir gerçekten var mıydı? Yoksa öylesine biri söylemiş dilimize mi dolamıştık? Parmağım radyonun düğmesini iradem dışında bir hareketle açmıştı. Radyonun sesini duyar duymaz, sanki ikinci kişiliğim varda geri gelmiş gibi durakladım. Yüzümün gerilmesinin gevşemeye başladığını, ruhuma…

Yorum Bırak