İçeriğe geç

Kategori: İzlemim

Yağmur kokulu hazan vakti…

Ve güz geldi Sevdiğim, Dünya, aydınlık sabahlarını yitiriyor usulca, Göğün maviliğinde kararan bulutlar seferde, Yağmur ha yağdı ha yağacak, İncecik bir çisenti yokluyor yüreğimin boşluğunu. Hüznün tüm koşulları hazır, Keder akar damarlarımdan sebebini bilmediğim, Kalbimde binlerce bıçak ağzı, Yüzüm, ömrümün atlası; Düzlükleri bunaltı, Yükseklikleri korku, Uçurumları yıkıntılarımla dolu. Yaşamak bir can sıkıntısı mıdır, Bir akşamüstü turuncu bir yangının eteklerinde? Umudu tanıyan karamsarlığın, Sevinci bilen acının gölgesinde… Göğü görmeden maviyi anlayabilir mi insan? Yağmur yağıyor Sevdiğim, Gökten değil, yüreğimin boşluğundan, Ömrümün ıssız toprağına, Ve ben sonsuz bir düzlükte eriyip gidiyorum, Sesim yalnızlıklar katında yankısız. Dönelim Sevdiğim, Dönmek yenilgidir biraz da, Ama…

Yorum Bırak

10 saniye, 7 ihtimal….

Puslu sisli bir havada pazar günü yayladan dönüyoruz. Havanın serinliğinden kulaklarım mısır çerezi kadar gevremiş durumda çam havasını sindire sindire içime çekiyorum. Bir kaç araç peş peşe seyir halinde yolun kıvrımlarını virajlarını döne döne Mersin’e geliyoruz. Vakit ; İkindi akşam arası Mevsim ; Yaz Ay ; Ağustos Yer ; Mersin-Fındık Pınarı yayla yolu Mevki konumu ; Fındık Pınarı-Akarca arası Arazi durumu ; Her tarafı açık uzunca bir tepenin tam ucunda (Yıllara meydan okuyan bir çam ağacının altı) Görünen ; Bir adam, bir binek (74model) Renault, bir tabure, taburenin yanında siyah bir poşet (poşet içinde kalıbı basarım ki beş altı tane bira var) Taburenin üstünde ; Bir şişe bira,…

Yorum Bırak

Kırılmış Aynada Gördüklerim…

Çerçevesi el işlemesi ağaçtan oyma bir köşesinden kırık çatlakları dağılmakta olan bir aynaydı. Hurdacının bahçe duvarına yaslanmış yorgun ve hüzünlüydü. Artık ölüm darbesini almış, can çekişiyordu. Aynanın yeni sahibi, eski sahibinin torunuydu. Kızgınlıkla fırlatılan bir telefon mu kırmıştı?  yoksa yenisi alındığından mı gözden düşmüştü de kırılmıştı bilinmezdi? Kırılıp dilim dilim çatlamış titreşimlerde ilerleyen yürüyen çatlaklarla can çekişiyordu. Satılmıştı hurdacıya ve son durağında çerçevesi belki para eder diye bekliyordu….. Gözüme takıldı inceledim dikkatlice baktım, çerçevesi zamanın usta ellerinden özenle yapılmıştı. Ustanın tuzlu alınteri hala ağacın derin damarlarında gizliydi. Sekiz on parça çatlakların her birinden kendimi değişik açılardan görüyordum. Yaklaştım yorgun aynanın…

Yorum Bırak

Dikiz Aynamın Çocukları…

Bazen şehirden nefret eder, bıkar ve kaçmak isterim. Gittiğim belli bir yayla, köy, kasaba ya da şehir yoktur. Tamamen anlık bir deliliktir bu kaçışlarım. Tıpkı daldan uçan bir kuşun, durup dururken neden uçtuğunu bilmediğimiz gibi. Ama bu kaçışlarımı seviyorum; çılgınca ve inanılmaz keyifli buluyorum. Bazen av bahanesiyle çıkarım yola, bazen bir piknik ya da bir köy düğünü olur bahanem. Bazen de sadece bir anlatımdan duyup merak ettiğim bir yerdir hedefim. Bazen bu kaçışlar, bir dostu görmek içindir; bazen de cennet gibi bir yeri keşfetme merakı. Yola çıkmadan önce, bir poşet dolusu çikolata, şeker vb. ne bulursam alırım. Bozuk paralarımı da…

Yorum Bırak

Hatıralardaki Islak Beden…

Asfaltın eridiği, yollarda yumurtanın piştiği bir ağustos sıcağında Mersin’in adeta fırına dönüştüğü günlerdi. Bir Kayseri seyahatim dönüşünde arkadaşlarla Çamardı’ndan Pozantı’ya doğru aracımızla yavaş yavaş geliyoruz. Serinlikten hiç gitmeyi istemesekte yavaş yavaş Çamardı yöresi rakım olarak yüksek ve yayla bir yöre olduğundan arabamın camından içeriye giren serin hava bizi neredeyse üşütme noktasına getiriyor. Fakat tatlı bir üşüme ve sanki üşümeyi istiyoruz. Çamardı’nı 5-10 km. geçtik. Mola vermek için karar veriyoruz. Yol boyunca  devam eden dereyi takip ederken, bazen derenin sağından bazende solundan gidiyoruz. Dar bir boğaza giriyoruz ve yolun sağ tarafında derenin içinden pompa ile basılarak yolun kenarına kadar çıkarılan su…

Yorum Bırak