İçeriğe geç

Ay: Ekim 2024

Yağmur kokulu hazan vakti…

Ve güz geldi Sevdiğim, Dünya, aydınlık sabahlarını yitiriyor usulca, Göğün maviliğinde kararan bulutlar seferde, Yağmur ha yağdı ha yağacak, İncecik bir çisenti yokluyor yüreğimin boşluğunu. Hüznün tüm koşulları hazır, Keder akar damarlarımdan sebebini bilmediğim, Kalbimde binlerce bıçak ağzı, Yüzüm, ömrümün atlası; Düzlükleri bunaltı, Yükseklikleri korku, Uçurumları yıkıntılarımla dolu. Yaşamak bir can sıkıntısı mıdır, Bir akşamüstü turuncu bir yangının eteklerinde? Umudu tanıyan karamsarlığın, Sevinci bilen acının gölgesinde… Göğü görmeden maviyi anlayabilir mi insan? Yağmur yağıyor Sevdiğim, Gökten değil, yüreğimin boşluğundan, Ömrümün ıssız toprağına, Ve ben sonsuz bir düzlükte eriyip gidiyorum, Sesim yalnızlıklar katında yankısız. Dönelim Sevdiğim, Dönmek yenilgidir biraz da, Ama…

Yorum Bırak

O ve ben…

Aklım erdiğinden beridir tanıdığım eski bir dostum var arada bir araya gelir derin sohbetlere dalar, dünyanın düzenini konuşur tartışır hükümetler kurar dağıtırız. Bazen bazı akşamlar da buluşur iki kadeh rakıyla kritikler yapar, hayata dair ne varsa ortaya dökeriz. Gün gelir birbirimize kızar kalplerimizi kırdığımız bile olmuştur. Ama yinede mecburen iyi bir sıkı dostluğumuz var. Bazen saatlerce konuşur sohbetler eder, tarihi, teknoloji, edebiyatı şiiri şarkıyı türküyü sevdayı aşkı konuşuruz, yaşanan bütün aşklar bizim için bir ağlamak ve gülmek denklemin ibarettir olur biter. (Siyasete hiç bulaşmayız boktan iştir boştur gerek duymayız konuşmaya değmez…) Okyanusları sohbetimize havuz yapar kulaçta sallarız. Bazen de dağları…

Yorum Bırak