İçeriğe geç

BİR İYİLİK, BİR KAZANIM…

Sıradan bir gündü. İşyerimde rutin işlerimle meşgulken kapıdan içeriye biri selam vererek girdi. Bir adresi soruyordu; saçları kırlaşmış, seyrekleşmiş yaşlıca bir adamdı. Sorulan adresi düşündüm, biliyordum. O anda müsaittik. Yardımcı olmak istedim ve elemanımla beraber bildiğim adrese yönlendirdim.

Komşularım, birine yardımcı olmaktan kendimi alıkoymadığım için bana “Duramadın Yine” diye takılırlardı. Ne zaman bu espriyi yapsalar, rahatsız olmazdım. Aksine, hoşuma giderdi. Çünkü birine yardım etmek, içimde bir sıcaklık uyandırıyordu; yapabileceğim her an, bunu yapardım. Ve yine yapmıştım.

Bir iki saat geçtikten sonra, aynı adam tekrar kapıdan selam vererek işyerinden içeri girdi.. Bu sefer teşekkür etmek için dönmüştü. Yardımcı olduğum için kartvizitimi istedi. Davranışımın onu ne kadar mutlu ettiğini, tekrar tekrar vurguladı. Sonra güler yüzle kapıdan uğurladım.

Giderken bana, neslimin korunması gerektiğini espirili bir şekilde söylemesi hâlâ kulağımda yankılanıyor. Adresi tarif etmekle ne kaybetmiştim ki? Hiçbir şey. Aksine, birine yardımcı olmanın tatlı bir keyfini bir kez daha yaşamıştım.

Beş altı ay sonra, aynı adam kapıdan yine selam vererek girdi. Elini uzattı, tokalaştık. Güçlü ve sert, ama bir o kadar da sıcak bir eldi. Tokalaşırken insanların karakterini analiz etmeye çalışırım. Neden böyle düşündüğümü bilmiyorum, bunu bana kimse öğretmedi. Ama hep böyleydi; karşımdakini gözlemlemek ve sorgulamak bir refleks gibiydi.

Buyur ettim, oturdu. İkramımı geri çevirmedi. Adamı hatırlamıştım. Merak ettim, acaba niye gelmişti? Fakat sormadım. Nasıl olsa oturuyorduk. Elindeki dosyadan titizlikle hazırlanmış evrakları çıkarıp masanın köşesine koydu.

Delikanlı,” dedi. “Sana adres sorduğumda gösterdiğin davranış çok şık ve güzeldi. Şimdi, eğer kabul edersen, bir getirdim. Bizim işlerimizi yapar mısın?”

Nadir gerçekleşen bir olaydı bu. Evrakları inceledim, yapılacak iş hakkında sorular sordum. Karşılıklı konuşurken, kahvesini içerken, bilgisayarımda işin tasarım çalışmalarını yapıp kendisine onaylattım.

Güçlü ama sıcak elin sahibini yolcu ederken, masamın üzerinde hatırı sayılır miktarda paraya baktım. Yapılacak işlerin notlarıyla birlikte, bu para bana davranışımın takdir edildiğini hissettiriyordu. İyi davranmanın kimseye zararı yoktu. Tam tersine, anlattığım bu örnekte olduğu gibi, kazancı vardı.

Bu duruma benzer şeyler yaşamış mıydım? Evet, daha önce de yaşamıştım. Ve hâlâ iyiliği yaşamaya, yaşatmaya çalışıyorum.

İyiliğin bedeli, bazen olumsuz sonuçlar doğurabilir. Ama pes etmeyin. Çünkü her iyilik, insanın kendini yenileyen gücüdür.

(21 Ocak 2010)

Saygılarımla,
Mehmet Kaya

Kategori:Genel

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir