İçeriğe geç

Kundurasını Kiralayan Çocuk….

Eskiden bir çocuk varmış köyün birinde,

Kendi halinde okuluna giden, biseyler öğrenmeye çalışan,  ama bir o kadarda yaramaz bir çocukmuş.

Okul da neredeyse bütün çocukların çoğunluğu lastik ayakkabı giyer, kundura ayakkabıyı giyemezlermiş yokluktan giymezlermiş, ama bu yaramaz çocuk giyermiş.

Zenginlikten değil harçlıklarını biriktirir hiç harcamazmış.

Yaz gelince yaylasında ekin biçenlere pınarlardan çeşmelerden birer içimlik iki küçük su bidonuyla su taşır ne verirlerse 25 krş 50 krş toplar biriktirirmiş.
Biriktire biriktire bir gün kundura alacak kadar parası olmuş. 🙂

Eski ayakkabı stok fotoğraflar | Eski ayakkabı telifsiz resimler, görseller | Depositphotos
İlkokul birinci sınıfa başlamadan önce bir kundura alacak parayı biriktirmiş.  Gitmiş zorla dedesine babasına yalvar yakar bir kundura aldırmış. Her gün kundurasını giyerek birinci sınıfa başlamış okula gidip gelirmiş.

Bir gün diğer çocukların kundurasına merak salmasıyla, kundurasını kiraya verme fikri doğmuş kafasında ve diğer arkadaşlarına kundurasını kiralamaya başlamış. :)))

Okuldan eve veya da evden okula giderken yola paralel olan ağaçtan yeşil telefon direklerinin arasının 50 mt olduğunu bildiğinden, kundurasını giyip 100 mt. yürüyen çocuklardan 25 kuruş 50 kuruş (eski 25 – 50 kuruşlardan) almaya başlamış. :))))

50 metreyi babasının ptt çalışıyor olmasından ve birgün sohbet anında direklerin arasının mesafesini sohbet ederken söylediğinden biliyordu.

Ama ne fazla ne eksik mesafe de kiraya verirmiş, bir direğin hizasına bakar, başlama noktasını belirler, sonra da koşarak mesafe bitimi olan 2. direğin tam hizasında durur, kundurasını giyip gelenleri durdururmuş.

Parasını önceden aldığı için kundurayı orada çıkartır, tekrar ayağına giyermiş. ))))

Ayrıca yolun içinden yürürmüş. Kunduraya eskiyip yıpranacak diye kimseler elleyemezmiş ayakkabısını her aksam gelince siler temizler öylece belirlediği yerine koyarmış.

Derken 1,2,3,4,sınıfa gelince öğretmeni bir gün sınıftakilere sormuş sırayla büyüyünce ne olacaksın? diye.

Herkes sırası gelince kalmış ayağa ve doktor avukat öğretmen hemşire mühendis gibi cevapları sıralamışlar.

Bizim kundurasını kiraya veren o yaramaz-haylaza  gelmiş sıra.

Oda ayağa kalkmış ve;

-Öğretmenim ben büyüyünce batmacı (matbaacı diyecek ya diyemiyor ) olacam demiş. ))))))))

Öğretmeni sormuş;

—Sen hiç matbaa gördün mü? diye sormuş yaramaz-haylaz çocuğa,

Cevap;

—Hayır köyden başka bir yere gitmedim ki hocam demiş.

Hoca tekrar sormuş;

–Peki nasıl bişeydir matbaa?

–Hocam görmedim. Ama bizim okul da yaptığımız patates soğan baskısına benzer şekil de demirden yapmışlardır. Sonra demirden yaptıkları yazıya bir saplık takıp boya kazanına batırıp, yerdeki kağıdın üzerine hızla vurunca basıyordur. Demiş:)))))

Hocası başlamış gülmeye diğer öğretmenleri çağırıp tekrar tekrar anlattırmış, hepsi yerlere yatmışlar gülmekten.)))

Tabi yaramaz çocuk ta suratı asık vaziyette ayak ta beklemiş bir yarım saat kadar diğer öğretmenler gidinceye kadar.

Derken ilkokulu bitir ortaokul sınavlarının vakti gelmiş. Bizim yaramaz gitmiş babasına;

—Sınavlara girecem ortaokula gidecem,  diye söylemiş ama cevap olumsuz.

–Olmaz okutamam, ablanı abini okutmadım seni okutursam hatır gönül olurlar. Diyerek karşı çıkmış.

Bu cevabını alınca yüzü  asılmış yaramazın.

İlkokul bitince de her köyde olduğu gibi yayla zamanı gelip çatmış. Yaramaz asık suratla tutmuş yaylanın yolunu ama,

Suratı o yaz hep asık kalmış.

Bir kaç gün derken zaman geçince anlamış ki okutulmayacak, hep kalacak köyde herkes gibi devam edecek köy yaşamına..

Ve güz gelip yayladan köye gelince çevredeki arkadaşlarında insanlarda bir hareket fısıltı var. Kulak verip dinleyince herkes limon işinden bahsetmektedir.

Babası hiç bir yere gitmesini istemiyor çünkü elinin yatkınlığından bırakmayı istemiyor.

Aniden limon işine gitme kararı alıyor bir naylon çanta hazırlıyor herkesle birlikte yola düşüyor Erdemliye…

Limon işi iki üç ay sürüyor ama kesmiyor yaramaz haylazı bu iş. Hedef büyütüyor artık hedefi Mersindir.

Maceralı bir günün ardından gelmiş şehire ve abisinin çalıştığı yeri sora sora abisinin atlattıklarından aklında kalan isimlerden dolayı bulmuş abisini  ve demiş ki;  :((

–Ben çalışacam ama batmacı (matbaacı) olacam başka yerde çalışmam, demiş.

Ama ilk gün bir çadırcı da işe başlamış bizim yaramaz-haylaz çocuk ama ilk saatten itibaren bildiği bütün küfürleri ediyormuş çadırcıya ve herkeselere..))

İlla ki batmacı (matbaacı) olacak ya bildiği küfürleri ediyor, bilmediklerini de sıraya koymuş öğleye kadar dili şişmiş küfür etmekten. ))

Derken öğle saatinde çadırcı demiş ki;

—Senin derdin nedir? niye suratın asık, demiş.

Yaramaz-haylaz çocuk kızarmış sıkılarak,

Beklenmedik bir elcevap;   :))))

–Ben çadırcı olmak istemiyorum…

Çadırcı yaramazın elinden tutup götürmüş batmacı (matbaacı) arkadaşı Yılmaz ustaya al sana çırak demiş. ))))

Bizim haylaz matbaanın kapısından içeri girince gözleri yuvalarında dışarı çıkmış, faltaşı gibi açılmış.

Başlamış çalışmaya aradan yıllar geçtikten sonra askerden gelmiş. Ve atılmış iş yaşamının keskin pervanelerinin arasına başlamış yaşamına yön vermek için mücadeleye.

İçinde kalan okuma hevesini ortaokulu ve liseyi dışarıdan bitirerek biraz olsun giderebilmiş.

İşyerini 1992 de kurup aynı tarihlerde evlenmiş.

Bir kızı bir oğlu oluyor tabiki doğal olarak birde eşi ile şimdi hala hayatı yaşamaya çalışmak, ideallerini gerçekleşme yolunda hayatına devam ediyormuş.

Ve aradan yıllar geçmiş.

Yaramaz-haylaz çocuk bir gün bu satırlarını yazmış ve bu kendine ait kişisel sitesinde (benimkalemim.com) yayınlamış.

Kunduramı kiraladığım paralarını aldığım arkadaşlarım beni affetsinler ))

Hatırlarımı itiraf ediyorum ))

-Rahmetli Mustafa Günay Rahmetin çok olsun..

-Mustafa Meydan ömrün çok olsun.. (ilk siftahım mustafadandı iyi hatırlıyorum) ))))

-Yahya Meydan seninde ömrüne bereket..

-Amca oğlu seninde ömrüne bereket..

-Beraber okuduğumuz arkadaşlardan bayağı var ))

İşte böyle ve aranızdayım buradayım…

Hayatın Bütün Güzellikleri Sizlerle Olsun.

Hepinize saygılarımı sunarım.

23 ocak 2009
Mehmet Kaya

Kategori:Fi Tarihi

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir