Bizlerden istediği üç kürek topraktı. Haklıydı istemekle nede olsa üstadımız meslektaşımızdı. Hepimiz nasır tutmuş ellerinin marifetlerine hayrandık.
Kurşunları mermi değil, hurufattı harfti. İstediği toprağını verdik, verirken Fatiha’sı zaten hepimizde hazırdı okuduk saygıyla harfi harfine, sonuna amin eklemeyi de unutmadık.
Dizerdi kumpasına en iyi bildiği yazıydı heceydi kelimeydi.
Parmak uçları hurufattan kurşun harflerle erimişti, ama sırası da gelmişti.
Çünkü ölüme karşı konulmazdı.
Mezarlıktaki numarası 76009 olarak belirlenirken ona sorulmamıştı. Nemli gözler okurken numarayı dualar artık Yaşar Ustanındı.
Ailesi, dostları, ustaları, kalfaları, çırakları hepimiz oradaydık. Orada olmasına oradaydık ama hepimiz biliyorduk bilmesine babasının yanında sonsuza dek kalacaktı.
Tıpkı hamiline yazılmış çek yaprağı gibi, ölümün gelişi vademizin doluşu zamansız zeminsiz ve tarihi belirsizdi.
Ertelemesi olmazdı hiçbir zaman. Tam vaktinde gelir ve alıp giderdi bedenlerimizi ruhlarımızı. Bazen bir kaza sebeptir hayatın sonu olur. Bazen illet bir hastalık peşimizi bırakmaz alır götürür.
Bazen üstadımıza olduğu gibi kendi kalbimiz sebep olur aniden duruverir. Yakar yürekleri ama dönülmez bir nafiledir.
Yapacak bir şey yoktur, ne yaparsak yapalım ama illaki bir bahanesi vardır. Çünkü vade dolunca tam zamanında gelir ve kaçınılmayan son ölümdür.
Merhum Yaşar Ustamız üstadımız baba kucağında nur içinde yat, toprağın bol, mekanın cennet olsun.
Ailenin, dostlarının ve meslektaşlarının duaları seninle, rahat uyu…….
Mehmet Kaya
31-05-2007

İlk Yorumu Siz Yapın