İçeriğe geç

O ve ben…

Aklım erdiğinden beridir tanıdığım eski bir dostum var arada bir araya gelir derin sohbetlere dalar, dünyanın düzenini konuşur tartışır hükümetler kurar dağıtırız.

Bazen bazı akşamlar da buluşur iki kadeh rakıyla kritikler yapar, hayata dair ne varsa ortaya dökeriz. Gün gelir birbirimize kızar kalplerimizi kırdığımız bile olmuştur.

Ama yinede mecburen iyi bir sıkı dostluğumuz var.

Bazen saatlerce konuşur sohbetler eder, tarihi, teknoloji, edebiyatı şiiri şarkıyı türküyü sevdayı aşkı konuşuruz, yaşanan bütün aşklar bizim için bir ağlamak ve gülmek denklemin ibarettir olur biter.

(Siyasete hiç bulaşmayız boktan iştir boştur gerek duymayız konuşmaya değmez…)

Okyanusları sohbetimize havuz yapar kulaçta sallarız. Bazen de dağları minnacık bahçe yapar bütün ormanı yabanı terbiye eder, bir sakıya koyup toprak verir su döker gübre bile verdiğimiz olur.

Evren bizim için küçülür, şeffaf bir balona koyarız, önümüze koyup derinlemesine bütün boyutlarda seyreder irdeler inceleriz.

Nadiren anlaşamadığımız dargınlığımız olur. Böyle zamanlarda birbirimize sırtımızı döner yüzden geriye doğru sıfıra kadar saydık mı biter dargınlığımız son bulur.

Arada saz çalıp türkülerimizi söylediğimiz de olur. Bazen gece olur samanyolunda yıldızları sayar, çalınan varmı eksik mi diye sayarız.

Gece karanlığı ölçer not tutar hiç bitmeyen kitabımızı hep yazarız.

Bazen dünyaya yeni gözlerini açmış çocuklarımız olur beraber deliler gibi seviniriz.

Bazı zamanda olur ki kaybettiğimiz çocuklarımız yiten hayatlar olur birbirimize küseriz. Milyondan geriye saysak sıfıra kadar barışmayız dargınlığımız bitmek bilmez kin dolarız.

Pas tutar beynimiz, kirlenmiştir zihnimiz, görmez olmuştur gözlerimiz, göz kapaklarımız puslanır öylesine kapanır kalır.

Yine bir akşamdı yine buluştuk beraber oturup sohbetteydik. Gözlerimiz arada birbirine kesişsede bir kaç akşamdır olduğu gibi tadımız yoktu bu aksam.

Suratımız yüzümüz kırgın kalbimiz buruktu benliğimiz durgundu. İkimizde biliyorduk bu akşam sohbetimiz güzel olmayacaktı.

Ama mecburduk birbirimize, vazgeçemezdik birimiz ötekinden, ötekimiz birimizden….

Çayımızı öylesine el ezberiyle karıştırırken haberleri izliyorduk. Haberleri izlerken ardı ardına ekrana gelen haberlerde kırmızı beyaz bir insan selini artık bir ırmağa benzetiyorduk.

Arada kırmızı beyaz insan selinin içinden içimizi burkan kareleri ekrana geldikçe yürek atışlarımız hızlanıyor dişlerimizi acıtıncaya kadar sıkıyorduk. Farkında olmadan yumruğumuzun bir taş haline geldiğini ikimizde bir süre sonra farkediyorduk.

Her şehit haberi öncesinde buruk bir gün başlardı sanki hissederdim ogün bir şeyler olacak, olurdu burukluğun tatsızlığın nedeni illaki yaşanacak…

TV Haberlerinde olumsuzlukları duymayı oldum olası sevemedim…

TÜM ŞEHİTLERİMİZİN RAHMETİ ÇOK OLSUN…

Kategori:Gözlemim

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir